Güney Amerika’nin Marasli Ermenileri…

Güney Amerika nere Maras nere demeyin! Brezilya, Arjantin ve Uruguay gibi ülkelerde Marasli Ermeniler yasiyor. 1915’te gerçeklesen Ermeni katliami sirasinda Maras Ermeniler yogunlukla Suriye, oradan da Lübnan’a geçiyorlar.

Daha sonra da Marsilya üzerinden. Marsilya ve ardindan Güney Amerika’ya geliyorlar. 20. yüzyilin baslarinda özellikle Arjantin, ve Uruguay’a Avrupa’dan büyük bir göç oluyor.

Marsilya’ya gelen ilk Marasli Ermeni topluluklar bu dalgayla kendilerini Buenos Aires, Sao Polo ve Montevideo limanlarinda buluyorlar.Su anda Buenos Aires’te 25 bin, Montevideo’da 15 bin ve Sao Polo’da yaklasik 5 bin Marasli Ermeni yasiyor. Uruguay’in baskenti Montevideo’da ise 15 bin Ermeni yasiyor.
Ermeniler genellikle el sanatlari mesleklerine sahip olduklarindan buralarda zorluk çekmiyorlar. Kisa bir sürede ekonomik ve sosyal hayata uyum sagliyorlar.

Brezilya, Arjantin ve Uruguay devletleri Hristiyan kökenli olmalarindan ve o dönem kiliselerin devletler üzerindeki büyük etkisinden dolayi Montevideo, Sao Polo ve Buenos Aires’te Ermeni kiliselerinin insa edilmesinde yardimci oluyorlar.

Ermeni kiliseleri çevredeki Ermenilerin kolektif yapilarini korumalarinda belirleyici rol oynuyor.Her kilisenin içinde ya da yaninda bir kültür merkezi, ilkokul, ortaokul ve lise bulunuyor.Bu okullardaki egitim Ermenice ve Ispanyolca dillerinde yapiliyor.

Ayrica degisik meslek gruplarinda çalisan Ermeniler kilise etrafinda dayanisma ortamlari yaratarak ve düzenli olarak her Pazar kilise ayinlerinde bulustuklari zaman her konuyu tartisma olanagi buluyorlar.
Guney Amerika’ya gittigimizde Montevideo ve Buenos Aires’teki yogun Ermeni varligi dikkatimizi çekti.Kürt ve Marasli oldugumu ögrendiklerinde büyük bir ilgiyle karsilandik.

Aradan üç nesil geçmis olmasina ragmen Marasli kimligin, Ermeni kimligi ile özdes bir biçimde çok canli bir sekilde yasiyor olmasi bizi sasirtti. Oradayken Yurtsever Marasli Ermeniler Birligi Dernegi’nde düzenlenen Maraslilar yemegine davet edildik.

Noel etkinliklerinin yogun yapildigi için çogunluk tatildeydi bu yüzden alisilmis kalabalik yoktu. Daha çok Uruguay Ermenileri üzerine ayrintili bir çalisma olanagi bulduk.

Oradaki Ermenileri Uruguay toplumuna her anlamda entegre olmuslar.
Uruguay’da bulunan Ermenilerin gelis, yerlesme ve simdiki yasamini bize en iyi anlatan katliamin canli taniklarindan 96 yasindaki Anna oldu. Evinde yaptigi güzel yemekleri yedik ve hem onunla hem digerleriyle uzun uzun sohbet etme olanagi bulduk.

Benim adim Harparçim Ganinyan. Maras derneginin baskaniyim. Burada, Uruguay’daki Ermenilerin yüzde 80’i Maraslidir diyebilirim. Bizimkileri Türkler öldürdüler. Katliamlardan sonracanini kurtarabilenler Halep’e, Beyrut’a, dünyanin her tarafina gittiler.
Ben Halep’e gittim. Babam rahmetli Hayri Halep’teydi. Biz oradan rahmetli amcam vardi. O Halep’e geldi. Bana, “Siz Uruguay’a gelin. Burasi sizin için daha iyi” dedi. Biz bütünümüz sanatkariz. 4 kardesiz. Mecburen buraya geldik. Buraya geldikten sonra çalistik, yaptik….
Yasli bir kadin Ganinyan’a söyle söylüyor: Burada sizi gördük. Sevindik. Buruda bütün arkadaslarimizi, bacilarimizi hepsini gördük.
Ganinyan tekrar söze giriyor ve cosuyor; Herif demis ki “Marasli olsun çamurdan olsun.” Mehmet bir is varkine burada nereye gidersen git… Derler “Ulan Marasli olsun çamurdan olsun.”

Bir baska kadin sunlari anlatiyor:
Ben 7 yasindaymisim Maras’tan çikmisim. 1922’de. Beyrut’a gitmisiz. Beyrut’ta öksüz yere koymuslar. Çünkü erkekler hepsi askerdeydi. Kimisi öldü, kimisi kaldi. Beni öksüzhaneye koydular. Büyük anam babam Yerusalem’e (Kudüs) gidecegiz dediler. Orada beni hastaneye koydular. Çünkü zayiftik. Yiyecegimiz yoktu. Çarsiya gittik yemek yemeye. Anamin ismi Ovsana. Orada haci etmisler. Ismini Haci Kiz koymuslar.
Beyrut’u biliyor musun? Anam köprünün altina giderlerdi. Kentte su çok azdi. Köprüyü gördügümde sevindim. Bulduk, geldik. Köprüyü geçtik. Kizin bacisi varmis. Gidip kapiyi vurduk. Içeri girdik. Köprüden kente kadar yol var. Oradan da yalniz ben gittim.
Biz çadirin içindeydik. 8-10 adam çadirda yatiyordu. Sirpazan geldi. Arapça bir lugat bilmez idi. Kente geldim. Çadirin içindeydi. Büyük anam sey yiyordu. Birden ana demedim. Korkmasin diye. Anna sen misin dedi. Ne duruyorsunuz? Siz beni birakacaktiniz kaçtim geldim dedim. Dogrusunu söyledim. Sabahin 7’sinde büyük oto geldi. Ekmekçi. iki kiz kaçmis dedi mektepten. Buradadir dediler. Ben agladim. Büyükanam bir sille vurdu. Daha gitmiyor musun dedi. Ekmekçinin otosuna geri verdi. Neden? Yiyecek yok, is yok. Öksüzhanede okusun, terbiye olsun, yemek yesin diye. Beni arabaya koydular. Ben kendimi yere atacaktim. Oglan beni bagladi. Beni severlerdi. Orada anama mektup yaziyorlar. Ama hepsi yalanmis. Mektepte Ermenice, Arapça, Ingilizce ögrendim. Gittigimizde yere otururduk. Kürsü de yoktu.
Bize tereyagi verirlerdi. Sonra seneler geçti. Beni gezdirirlerdi ki yüregim yanmasin. Anami unutayim diye. Orada dayim gelmisti Kudüs’ten. Beni istedi. Orada agladim. Okuldan götürecekler diye. Orta Amerika’dan mektup göndermisler. Iki aya kadar orada olmaliymis.
Maras haritasi dikkatimizi çekiyor.
Haritadan detaylar çekiliyor. Haritada Asagi Pazarcik, Yukari Pazarcik, Tilkili, Emirli köyleri. Burada bir köy var. Ismi Pulyanli. Kisin buraya, yazin buraya gelirlermis. Dernegin baskaniyla röportaj yaptik. Sunlari söyledi.
Bizim çocuklarimiz var. Her çesit spor futbol, basketbol, veleybol, pinpon… Hepsini burada yapariz. (Bir topun üzerine Maras yazmislar. Onu gösteriyor.) Maaarasss… (Gülüyorlar.) Bizim burada 85 çocugumuz var. 6 yasindan 37 yasina kadar. Ne yapariz? Geçenlerde 30. senesi oldu. Çocuklari aliriz. Hepsi buraya gelirler. Sarki söylerler. Ermenice. Çocuklarimizin hepsinin Ermenice ögrenmelerini isteriz. Büyükler de top oynarlar. Sampiyonlar yapariz. Yahudiler, Fransizlar, Almanlar gelirler. Burada vergi vermezler. Çünkü burasi bizimdir. Bu sene Maras sampiyon oldu. Mehmet bizim öyle oldugumuza bakma. Uruguay’in içinde bura gibi baska bir kulüp yoktur.
Bizim Ermeni çocuklarimiz Ermenice konusurlar. Birinci Ermeniyiz, ikinci Marasliyiz. Bak bu genç bir çocuktur. Teknik direktördür. Yani ayriligimiz yoktur. Hepimiz biriz. Ama bir kisi olmali ki o disiplin yapsin.

Dernek Baskani Aram Dîkran’a da Ermenice mesaj gönderiyor.
‘Bir daha ki sefere Aram’la gelecegim. Seni Aram ile beraber arayacagim’ diyorum.
Kendisine söyledim.
Maras derneginde Ermenice sarkilar esliginde halay çekiyorlar. Ne güzel ve ne kadar hüzün verici. Oyunlarini kendi topraklarinda çekmiyorlar. Maraslarinin ne kadar fasist oldugundan haberleri yok. 1915’te Ermenileri kovdular, 1978’de de bizi.
Halay bitiyor. Birbirini kutluyorlar, alkis çaliyorlar.

Onlara bir konusma yapiyor, sunlari söylüyorum:
Çok heyecanliyim. Roj TV bir Kürt televizyonudur. Stüdyosu Belçika’dadir. Sizden televizyonumuz kanaliyla bir mesaj, kardeslik mesaji almak istiyoruz.

Dernek baskani söz aliyor: Roj TV burada oldugu için mesut olduk. Hepsi bilsinler ki dünyanin her tarafinda Ermeniler var. Bütün Maras grubu ve Roj TV’ye bütün misafirlerimize tesekür ederiz.
60 yaslarinda bir adam da kameramiza konusuyor:
Marasliyim. Babam 1936’da gelmis. Beyrut’a gelmis. Anasini orada bulmus. Anasini 1918’de kaybetmis. Katliamda anasini, emmisini kaybetmis. 5 sene Maras’ta, 9 sene Adana’da kaliyor. Anasinin Beyrut’ta kaldigini duyuyor, oraya gidiyor. Ben simdi Californiya’dayim. Beyrut’ta Californiya’ya geldim. 27 sene oldu. Iki oglan, bir kiz var. Çok iyi Ermenice konusur. Californiya’da Ermenice okulumuz, gazete, radyo, televizyonumuz var. Orada da Marasli Ermeniler var. Kulübümüz de var orada . Çocuklar Ermenililiklerine baglidir. Ama bazilari Ingilizce konusurlar. Hanimim da Ermenidir.

Hanimi da konusmak istiyor. Mikrafonu ona da uzatiyorum.

Benim babam öksüz kalmis. Kendini Beyrut’a getirmisler. Sivasliydi. Çocuklarimdan birisi evli. Ermenidir esi. Isterim ki çocuklarim Ermeniyle evlensin. Orada hepsi Ermenice konusur.
Canê Canê sarkisini Ermenice’ye çevirmisler. O söyleniyor.Adam yeniden söze giriyor.
Amerika su sebeble soykirimi kabul etmiyor. Türkiye kendisine gerekli. Onun için simdi kabul etmiyor. Türkiye ile arasi çok iyi. Ermeniler için partilerin bir farki yok. Israil de kabul etmiyor. Çünkü onlarin da Türklerle arasi iyidir. Israil kendi ahalisinden baska kimseyi sevmeyen birisidir. Ben öyle bilirim. Amerika o kadar degil. Amerika siyasetini bilir. Türkiye daha kendisine gerekli. Nereye kadar gidecegini siyaset bilir. Her baskana söylüyoruz. ‘Biz sizi taniriz. Türkler sizi kesti’ diyorlar. Baskan olunca unuturlar. Çünkü baskanin elinde degil.

‘’Marasin serefine’’
70 yaslarinda bir Ermeni kameraya dönerek söyle diyor:
Bizim dügünler yapilir. Beraber vakit geçiririz. Hepimiz Ermenili. Marasliyiz. Marasli olsun, çamurdan olsun derler. Ben burada bir arkadas buldum. Orada dogmus. Babalarimiz orada birlikte vakit geçirmisler. Kirim oldu, biz geldik. Simdi burada görüstük.
Maras Uruguay’in içinde birincidir. Senin kadehin nerede? Haydi Marasin serefine içelim…
Bir baskasi da sohbetimize katiliyor:
Ben Lübnan’da dogmusum. Babamin firini vardi. Bir isçisi vardi. Ismi Salih. Aleviydi. Kaledibinde bir mahalle var. Babam orda kaliyor Ermeniler kaçinca 32 avrat aliyor babam. Babam en uzun 6 ay kaliyor. Bosaniyor, baskasiyla evleniyor. Babamin ismi orada Ahmet imis. Ermeniler 1500-1800 arasinda çikmislar. Babam orada kaliyor. 5 sene. 9 sene de Adana’da. Son avradi Adana’da birakiyor. Adana’da kendi anasini buluyor. Biliyor ki Beyrut’ta. Oradan Beyrut’a geliyor.
Biz sohbet ediyoruz ama eglence de devam ediyor. Bir adamla bir kadin kafasina bardagi koyup oynuyorlar. Adamin ki düsüyor. Kadinin ki düsmüyor. Ilginç ve güzel bir görüntü. Sonra baska bir adam daha öyle yapiyor. Çok güzel bir kültür…
Marasli Ermenileri dolasirken yasli bir nineye de konuk oluyorum. Oturup karsilik kahve içiyoruz. Nine de içini döküyor.

Harp oldugunda Maras’taydim. Ben 15’te dogmusum. Harp oldugunda. 6 aylikmisim. Mühimli mühimsiz biliyon ne demek? Terbiyeli terbiyesiz askerler. Babam dulmus, anamla evlenmis. Mühimliyi askere götürmüsler. Bir daha görmedik. Anam, büyük dayim ve kardasimla geldik. Paramiz yoktu. Benim mürkirim verdi. Kardesiminkini dayim verdi. Öyle geldik. Anam Kudüs’te kaldi. Iki sene sonra anam geldi. Ohooo. Kaç sene yasadi. 40 sene kadar burada yasadi. Kardesim fukaraydi. Sonra zengin oldu. Kardesim Nord’ta kaliyordu. 12 sene oldu yasamini yitirdi.
Hepimizin basinda çok belalar geçmis. Ama benim basimdan geçen belalar çok az var. Çünkü dogmusum 6 aylikken babam gitmis. 7 yasinda öksüz okuluna götürdüler. Babam gitmis, anam orada kalmis. Türkler de bütün adamlari sürgün ettiler. Xatunya mahallesi derler Maras’ta. Anam ordanimis. Onu sürdüler. Sonra bütün ahali protesto ediyorlar. Bütün Ermenilerin canlarini sikiliyorlar. Diyorlar ki “Bizim kocamizi, babamizi, kardesimizi askere götürdünüz. Ondan önce de bütün silahlari aldiniz. Rahatlik gelecek dediniz. Bizi silahsiz biraktiniz” deyip protesto ediyorlar. Türkler de tellah çagirip söyle söylettiler: “Kimin askeri varsa sürgüne gitmeyecek.” Benim dayim vardi. Ben de çok hastaymisim. Anam ve dayim bir çaputa saralim. Kiz ölecek. Eger ölürse gömelim demisler. Anam büyükbabamin yanina gelmis. Bir kardesim de var. 5 yasindaydi. O da oradaydi. Orada dayilarimiz dövüsüyorlar. Para meselesi. “E” diyorlar. “Bir bacimiz var. Iki çocugu var” diyorlar. Ben 4 dört yasindaydim. Sonra bana anlattilar. Anam için demisler ki “Onu o çolak kiz gibi gezdiririz” demisler. Öyle canim sikilmis ki… Hiçbir sey demedim. O vakit söyletmezlerdi. Disari çikmisim. Üç tane Sarkiz vardi. Ben disari çikip bir kösede durmusum. Sonra kardesim “Küpeli. Niye duruyorsun orada. Görmüyor musun bizim için dövüsüyorlar” dedi. Sonra bir iki hafta durmuslar. Sonra tee burada 40 sene sonra böyle böyle oldu dedi.
Büyükbabam, dayilarim hepsi beni çok severdi. Allahtan anam gibi sefkatlilerdi. Nereye gitsem yardim ederlerdi. Benim parmaklarim baska sabuna dayaniyordu. Elim prenses dogmus. Ama benim vücudum çaliskan büyümüs. Allaha sükür çok çaliskanim ben.
Bir gün iki çesme vardi. Maras’ta. Su durmadan akardi. Bir gün siçan görmüsüm. Cardin. Büyük babam gelmis. Biraz göbekli. Ben de küçük. Karnima vurup dede dede demisim. Ne diyon yoklar olasica dedi. Söyle uzun kuyruklar var. Göz var, ayak var. Gözüme bakti ve kaçti dedim. Amaaan cardin görmüs dedi. Harp bitmeden büyükbabam ölüyor. 67 yasinda ölüyor. Büyükbabami götürüyorlar. Ben dedemi yikamadan nereye götürüyorsun demisim. Sonra geri getirecegiz demisler. Bir bekle iki bekle… Getirmiyorlar. Dede gelmiyor. Aglamaya baslamisim. Yemek yemiyorum. Bekliyorum. Dedem gelmemis. Zayiflamisim. Küçüklükten beri insanlara çok yakinmisim. Zayiflamisim. Ne edeceklerini bilmiyorlar. Sonra bir gün çingene geliyor. “Bu çocuga ne oluyor. Ne güzeldi. Zayiflamis” diyor. “3-4 tane bit bulun. Bir ekmegin içine koyun yedirin o iyi olur” diyor. Aynisini yapiyorlar. Bana yediriyorlar, iyi oluyorum. 3 yasinda falanmisim.
Eger kursun gelirse ikimiz beraber ölelim….

18’de büyük harp bitiyor. 20’de Maras’in içinde Fransizlar varmis. Sonra Fransizlar satmis. Neyse… Orada bir dag vardi. Ahir dagi. Oradaki kaleden top atiyorlar. Simdiki gibi aklimda. Ekmek pisiriyorlardi. Duman çikiyordu. Kömürle yapiyorlar sonra ki duman çikmasin. Pirinç pisiriyorlar. Bakiyorlar ki harp çikacak. Erkeklerin hepsi gidiyor. Dayilarim, kardesim, amca çocuklari hepsi gidiyor. Biz 10-12 kadin evde bekledik. Bir Ermeni kadin Türklerden birisinin konusmasini duyuyor. “Saglam ve çok gidelim. Bugün onlarin hepsini öldürelim” demis. Kadin gelip kapiyi vuruyor. Büyükanam kimsin nesin diyor. “Hadi hazirlanin. Bu gece gelip sizi öldürecekler” diyor. Hazirlanip gidiyoruz. Ben o zaman 4.5 yasindaydim. Mayis ayiydi. Mallarini, yiyecek miyecek götürebildiklerini götürüyorlar. Anam da beni arkasina aliyor. “Eger kursun gelirse ikimiz beraber anali kizli ölelim” diyor. Bize söyleyen kadin bizi yoldan geçiriyor. Son dakikada onu öldürmesinler mi? Bizi kurtardi, kendisi canini verdi. Nerde öldürseler oraya gömerlerdi. Onun için “Hani ispatiniz” diyorlar. Nerde öldürdüyseler oraya gömdüler. Katolik bir ishanina ulastik. Digerine gidemedik. Çünkü kaleden top atiyorlardi. Sonra gece bazen gidip mallari getiriyorlardi. Gizli gizli. Orada annem bir kadin görmüs. Hamileymis. Açmislar. Çocuk daha kimildiyormus. O zaman annem biraz delirdi. Kriz geçirirdi. Neyse… Katolik ishaninda durduk. Bir gelin yeni evlenmisti. 40 gün sonra annesinin evine gitmesi gerekirdi. Annem çok gözü açikti. Gidip gelini getirmesi için gitti. Anam gelmedi. 2 gün 3 gün gelmedi. Büyükanneme “Gördün mü. Babamiz yok. Anami da gönderdin. Simdi ne anamiz var, ne babamiz” demisim. Orada duranlar hüngür hüngür aglamislar. Bomba atiyorlar gelememis. 5 gün sonra geldi. Simdi anami birakir miyim… Abooov. Çesmeye giderdi. Ben de eteginden tutardim ben de çesmeye giderdim. Anami bir daha kaybetmemek için. Sonra Katolik ishanina öte taraflardan yangin geldi. Su döküyorlar. Benim de küçük bir satilim vardi. Ben de su götürüyorum. Atesi söndürmek için. Çok atikmisim. Simdiki gibi aklimda. Sönmüyor. Bir adam dedi ki “Yavrularim. Ilkin ben çikarim. Öldürürlerse beni öldürürler” dedi. Sonra duvara bir melek gelmis, kanatlarini söyle açmis ve yangini söndürmüs. Melek duvarin üzerinde durmus, atesin içinde. Kanatlarini söyle etmis ve söndürmüs atesi. Sonra geri içeri gittik. 40 gün 40 gece içeride kaldik. Fransizlar satmislar. 20 kasa altina. Fransizlar Türklere satiyorlar. Fransizlar Türkleri öldürüyorlar ve altinlari aliyorlar.
40 gün sonra harp durdu. Evlerin hepsini bosaltmislar. Bazi Türk komsular iyiydi. Ama bazi kötüler geliyorlar. Gelen Ermenilere neler etmisler neler etmisler… Kizlara, çocuklara… Arkasinda tahta sokarlarmis… Bayrak gibi sallarlarmis. Kazik sokarlarmis. Erkeklerin önünde tecavüz ederlermis ve öldürmüsler.
Bilmiyorum kaç ay geçti. Bizi Marasta öksüzhaneye koydular. Oraya gittik. Yalinayak. Kardas beni götür diyorum. Kar yagiyor, ayaklarimiz donuyor. Neyse öksüzhaneye ulastik. Iki tane vardi. Bir kizlarin mektebi vardi, bir erkeklerin. Orada soba vardi sicak olsun diye. Bize orada çay verdiler, yiyecek verdiler. Amerikalilardi. Nereye gittiysem beni severlerdi. Oraya doktor geldi. Doktorla amigo oldum. Doktora kapicilik ederdim. Hastalari kapiya götürürdüm, getirirdim. 5 yasinda yoktum. Bilmiyorum nasil ederdim. Sonra çember oynardi doktor.
Bütün mektebi alir çember olustururdu. “Hani benim besim” derdi. Bana öyle söylerdi. Orada epey durduk. Sonra kardesim gelirdi. Odun yarardi. Sonra ne kadar durdum bilmem. Sonra haber ettiler ki kim gidecek buradan. Çünkü Ermenilere zahmetlik veriyorlardi. Kim çocuklarini çikartirsa, kim Marasi terk ederse 2 desterline vereceklerdi. Biz iki taneydik. 4 ediyor. Bizimkiler bizi çikarmaya gelirdi. Ben doktoru bekledim. Doktor geldi ve Aman besim gidiyor musun dedi. Beni kucakladi, sevdi, öptü. Ceplerini aradi. Bir tane küçük 20’lik buldu ve bana verdi. Öptü sarildi. Onu da öyle biraktim.

Sonra Sam’a götüreceklerdi. Oraya götürmediler, Beyrut’ta biraktilar. Trenle gidiyorduk. Ben yerdeydim. Ania nerdesin deyi anam. Beyrut’a ulastik. Kamp derlerdi. Orada çadir kurdular. Çadirda 8/10 kisi yatardik. Yemek yok, erkek yok. Erkek kardesim 11 yasindadir. Ne is tutacak. Beyrut’un pazarina gittik. Mallarin ucundan düsürürdük, eskileri sandiklara atarlardi. Oradan toplardik. Patlican, kabak toplardik. Fistanim çingene fistaniydi. Kardesim Anna fistanini tut ve yapis derdi. Tren gitti. Onu da öyle kurtardik. Sonra eve geldik. Patlicani dogradilar, biraz da bulgur varmis. Onu pisirdiler yedik. Trenin araliginda duruyorduk. Onun için fistanini kaldir dedi. Sonra bakiyorlar ki çok darlik var.

Beni öksüz haneye gönderdiler. Orada dayim vardi. Birisi Kudüs’teymis. Ben de saniyorum ki göklere gidecekler, bir daha görmeyecekler. Çok canim sikiliyordu. Beni niye buraya veriyorlar. Orada 1 ay durdum. Bizi hastaneye koydular. Çünkü zayiftik. Arkadasimla konustuk. Gel kaçalim dedik. Ekmegimizi yastigin içine koyduk. Baktik ki kapi açildi. Ekmekçi, sütçü gelecek. Büyük kapi açildi. Bekçi kenara çekilince kaçtik. Yarim saat kostuk. Yavas dur bakayim mektep görünüyor mu diye. Durduk baktik. Nerde görünecek. Görünmüyor.

Oradan yürüdük. Yolda oynaya seke gidiyorduk ki yoldan geçenler anlamasinlar. Saklambaç oynardik. Ya sunda ya bunda keçe kulak basinda deyip da dedigimiz tarafa giderdik. Gittik. Baktik ne göreyim… Köprü. Orayi tanidim. O dakikaya kadar neredeyim bilmiyordum. Köprüyü görmeyene kadar kör gidiyor, yol gidiyor.

Uzun bir hikayesi var Anna’nin bitecek gibi degil…Hayati bir roman gibi uzun ve de acili.
Neyse… Buraya geldik. Dayim dükkan kurdu. Sonra bir sene sürmedi öteki dayim geldi. Kardesim 2 peso veriyor, oraya 1.5 yaziyor. Iki defter varmis. Bir sahte biri gerçek. Birine 2 birine 1.5 yaziyor. Sonra dayim senin borcun var dedi. Dayi dayi dösegin altinda iki defter var dedim. Ne siçan olmadan çulda mi yoluyorsun dedi. Sonra aralari iyi gitmedi. Korktum dövüsecekler. Biri dayim, biri kardesim. Yüregim aciyordu.
6-8 ay durduk. Dükkana baktim ettim. Evini temizlettirirdim, dükkana bakardim. Beni bu kocama nisanlandirdilar. Bu kocami sevmedim. Ben seçmedim. Ermenilerin dedigi gibi namusum, serefim üzerinde duracagim derler. Dayi niye evlendiriyorsun dedim.
Evlenmezsen seni kim besleyecek dedi. Ne edersen et! Dedim. Burada hizmetçi, orada hizmetçi! Aynisi dedim. Sonra dayim birakti. Büyük kardesi gelirse o zaman dedi. Bir kiz geldiginde hemen evlendiriyorlardi. Güzeldim Allaha sükür. Ama ben derim ki kiz yoktu. Ben kendimi övemem. Bütün Uruguayda methettiler ne güzel kizi bir maymuna verdiniz dediler. Kocam çok çaliskandi ve iyiydi. Ama anasinin yanina gittiginde yüzü asik gelirdi. Kocam çalisti dükkân kurdu, toprak aldi, ev yapti. Ben 15 yasinda gelmistim. 21 yasinda yazdirmislar. Gelip beni eve götürecekler.
Verin gitsin dediler. Tek kardesim vardi o da hiç karismazdi. Ama ben daha fazla karisirdim. Kayinbabama “Büsbüyük herif olmussun” diyecegime “Esek kadar herif olmussun. Niye yalan söylüyorsun” dedim. O kadar zoruna gitmis ki… Ne biçim kiz büyütmüsler dedi. Ama kendilerinin ettigi eseklik degildir. Pazartesi hazirlik gördüler. Dügün edecekler. Bir aile içinde. Öyle gelin ettiler beni. Kayinanam da hiç bana yemek vermiyorlar. Kocam da kunduracilik yapiyordu. Benim dösegimi nasil yapmisti biliyor musun? Karnaval süslerinden. O vakit degerliydi.

Anna piyano da çaliyor. Notali sarkilarin oldugu kagitlari çikariyor. Bu arada gençlik fotografini da gösteriyor. Anna, esi ve iki çocugunun oldugu bir fotograf. Bir kaç tane de sürgüne iliskin solgun fotograf var….
Evet, Güney Amerika nere Maras nere demeyin! 1915’te gerçeklesen Ermeni katliaminin bugün hala ayakta kalan canli taniklarina kulak verin.Brezilya, Arjantin ve Uruguay gibi ülkelerde Marasli Ermenilerin yasadiklari acilarini dinleyin.